Sarı Nokta Hastalığı Nedir?
04.09.2023

Sarı Nokta Hastalığı Nedir?

Makula dejenerasyonu halk arasında sarı nokta hastalığı olarak da bilinen bir göz hastalığı olmaktadır. Bu hastalık geri dönüşü olmayan görme kayıplarının en önemli sebepleri arasında bulunmaktadır. Yaş ve genetik hastalığın ortaya çıkma nedenleri arasında yer almaktadır. Ayrıca beslenme düzeni gibi risk faktörü olan durumlarda yapılacak olan olumlu düzeltmeler makula dejenerasyonuna karşı etkili olmaktadır.

Bu hastalığın sarı nokta hastalığı olarak isimlendirilmesinin altında yatan neden, etkilediği bölgenin yani makulanın renginin sarı renkte olmasından gelmektedir. Makula bölgesinde bulunan sarı renk, içerdiği lutein ve zeoksantin olarak bilinen sarı renkli pigmentlerden gelmektedir.

Yaşa bağlı olan makula dejenerasyonu, 50 yaş ve üzerindeki kişileri etkileyen, gözün makula bölgesinde yaşa bağlı olarak ortaya çıkan değişikler nedeni ile oluşmaktadır. Hastaların merkezi görmelerinde hastalığın evresine bağlı olarak ilerleyen bir şekilde azalma ve bozulma olmasına neden olan bir hastalık olmaktadır. Genel olarak 50’li yaşlardan sonra görünse bile erken yaşlarda da rastlanan bir durum olabilmektedir.

 

Sarı Nokta Hastalığının Ortaya Çıkması

Göz hastalıkları arasında olan sarı nokta hastalığı, genel olarak merkezi görmenin bozulması şikâyeti ile ortaya çıkmaktadır. Hastaların çoğu gittikleri rutin göz muayenesinde bu hastalığa sahip olduklarını öğrenmektedir. Hastalar yakında veya uzakta bir nesneye baktıklarında nesnedeki detayları görememektedir. İlerleyen süreçte ise bu durum ciddi görme kayıplarına kadar gitmektedir. Sarı nokta hastalığı belirtileri:

  • Bakılan yerde koyu lekeler görme
  • Renkleri soluk olarak görme
  • Karanlıktan aydınlığa geçildiği anda adaptasyon sorunu yaşama
  • Kitap okurken kelimelerin ya da harflerin kaybolması
  • Küçük punto yazıları okurken zorluk çekme
  • Küçük punto yazıları okurken düz çizgilerde eğrilme, kırıklık veya bükülme olması
  • Tek gözü sarı nokta hastalığı olan kişiler gözler arası nesnelerin renk ve boyutlarını farklı görmesi

olarak sıralanmaktadır.

Sarı nokta hastalığı iki çeşit olarak görünmektedir.

  1. Kuru makula dejenerasyonu yaygın olarak görünen bir çeşit olmaktadır ve makula dejenerasyonu olan hastaların büyük kısmında kuru tip makula dejenerasyonu bulunmaktadır. Bu tip hastalıkta yaş ile birlikte makula bölgesinde bulunan görme hücreleri dejenere olmaktadır. Retina bu bölgede incelmekte ve retina altında drusen denilen ince protein yapısında birikintiler meydana gelmektedir. Burada dejenere olan görme hücrelerinin yenilenmesi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle de merkezi görüş yavaş bir şekilde kayba uğramaktadır. Hastada görme kaybı aylar hatta yıllar süren zamana yayılmaktadır. Kuru tip makula dejenerasyonun henüz kesin bir tedavi yöntemi olmamaktadır.

Kuru tip tanısı konulan hastaların yüzde on gibi bir kısmında bu hastalık yaş (ıslak) tipe dönebilmektedir. Bu durum önem arz etmektedir ve kuru tip hastaların merkezi görmelerinde yaşadıkları ani görme azalmasında acil olarak doktora başvurmaları gerekmektedir.

  1. Yaş (ıslak) makula dejenerasyonu, kuru tipe göre daha az görülen bir hastalık olmaktadır. Fakat bu hastalığında yan etkileri oldukça fazla olmaktadır. Yaş makula dejenerasyonunda retina altında yeni ve normal olmayan kan damarları ortaya çıkmaktadır. Bu damarlar sağlıksız damarlar olmaktadır ve içlerinde bulunan kanı veya serumu damarın dışına sızdırmaktadır. Yaş tip makula dejenerasyonunda görme kaybı hızı daha hızlı olmaktadır. Genel olarak hastalara makuladaki bu retina altı kanamalara bağlı olarak ani bir şekilde ortaya çıkan merkezi görme kaybı ile tanı konulmaktadır. Zaman içerisinde de makula altında bir tabaka oluşmaktadır.

 

Sarı Nokta Hastalığının Tanısı

Sarı nokta hastalığı tanısı klinik bir muayene ve tetkik yöntemleri ile konulmaktadır. Muayene göz doktorunun özel mercekler kullanarak bu bölgeyi incelemesi ile başlamaktadır. Bu işlem öncesinde de hastanın göz bebekleri damarlar ile genişletilmektedir. Amsler Gris denilen kareli kâğıt testi hastaya yapılmaktadır. Bu kâğıt ile hastanın görme alanında bulanık gördüğü veya görmediği alanlar fark edilmekte ve işaretlenmektedir.

Diğer bir teşhis yöntemi ise anjiyografi olmaktadır. Bu tetkikte ise kolda bulunan toplardamarlardan flöresein veya indosiyanin denilen bazı boyalar enjekte edilmektedir. Enjekte edilen boyalar kan damarları içinde hareket edip göz damarlarına gelmektedir. Göz damarları içinde hareket ettikleri sırada özel kameralar ile damarlar görüntülenmektedir. Bu şekilde retina altında oluşan normal olmayan damarlar ve bunlara bağlı olarak oluşan sızıntılar görüntülenmektedir.

Artık optik koherens tomografi anjiyografi tetkiki ile de retinada ve retina altında bulunan normal olmayan damarlar tespit edilebilmektedir. Son tanı koyma yöntemi olan bu yöntem de tıpkı vücut tomografisi gibi retinanın ince kesitlerde görüntülenmesi, retina ve makulanın detaylı olarak incelenmesi yapılmaktadır.

 

Sarı Nokta Hastalığının Tedavi Yöntemleri

Sarı nokta hastalığı tedavisi henüz tam olarak bir yönteme bağlı olmamakta, bu hastalığın kesin bir tedavisi olmamaktadır. Bunun yanı sıra drusen denilen birikintileri çok olan ya da çok fazla görme kaybı yaşayan hastalar için ek olarak bazı vitaminler ve mineraller hastalara verilmektedir. Bunların hastalara faydası olmaktadır. Bu verilen vitamin ve minerallerin her gün düzenli olarak kullanılması bazı hastalarda hastalığın seyrini yavaşlatmaktadır.

Islak makula dejenerasyonu tedavisi için anti VEGF denilen ilaçlar sayesinde bu hastalığın tedavisi mümkün olmaktadır. Bu ilaçlar retinada bulunan ve normal olmayan damarların sayısını azaltmak mümkün olmaktadır. Yine bu ilaçlar normal olmayan damarlardan sızıntı olmasını da engellemektedir. Bu ilaçlar göze çok ince ucu olan iğneler ile enjekte edilmektedir. Enjeksiyon tedavisinde genel olarak ayda bir kez ve üç enjeksiyon kullanılan bir yükleme tedavisi yapılmaktadır. Yükleme döneminden sonra ise farklı takip ve farklı tedavi yöntemleri uygulanabilmektedir. Yal tipin bazı alt formlarında ise lazer tedavisi de kullanılmaktadır. Bu tedavide normal olmayan damarlanmaların ve sızıntıların olduğu bölgeye lazer ışınları yönlendirilmekte ve böylece bunların ortamdan uzaklaştırılması amaçlanmaktadır.

Sarı nokta hastalığında kuru tipte cerrahi bir tedavi mümkün olmamaktadır. Yaş tipte ise göz içi ilaç enjeksiyonları tedavinin birinci basamağını oluşturmaktadır. İlaç enjeksiyonu uygulanan hastada yine de retina altı kanama oluyor ise bu hastalara vitrektomi ameliyatı uygulanmaktadır. Bu ameliyatta retina altında oluşan kanama bazı yöntemler ile gözden uzaklaştırılmaktadır. Genel olarak cerrahi, retina altı kanaması gibi belirli bir komplikasyon olması ile uygulanmaktadır. Cerrahi tedaviden sonra ise muayeneler ihmal edilmemektedir. Tedavi edilmeyen sarı nokta hastalığı ise ilerleme olmaktadır ve bu durum ciddi görme kayıplarına bile yol açmaktadır. Bu nedenle sarı nokta hastalığının tedavisinin yapılması gerekmektedir.

Sarı nokta hastalığı her bireyde ortaya çıkabilecek olan bir hastalık olmaktadır. Bunun yanı sıra bireylerin yaşam şekli de bu hastalığın ortaya çıkıp çıkmamasında etkili olabilmektedir. Beslenme şekline dikkat eden kişiler sarı nokta riskini azaltabilmektedir. Bu hastalık beslenme ve diyet takviyelerinin yararlı olduğu hastalıklar arasında olmaktadır. Özellikle hastalığa yakalanan kişilerin sağlıklı beslenme konusunda aşırı bilinçli olması gerekmektedir. Yetersiz çinko içeren besinleri fazla tüketenlerde bu hastalığa fazla rastlanılmaktadır. Vücut çinko ihtiyacını balık, et, kabuklu deniz ürünleri, fasulye, yulaf gibi besinlerden almaktadır. En çok ise somon, sardalye ve ton balığı gibi omega 3 yağ asitleri açısından zengin olan balıklar bu hastalığa yakalanma riskini düşürmekte ve hastalığın ilerleyişini yavaşlatmaktadır.

 

Daha fazla bu ve bunun gibi bilgilere sahip olmak için Lens Optik sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Blog Son Eklenenler
Sağ ve Sol Göz İçin Farklı Lens Markaları Kullanılabilir mi?
Sağ ve Sol Göz İçin Farklı Lens Markaları Kullanılabilir mi?
Sağ ve sol göz için farklı lens markaları kullanılabilir, ancak seçim her gözün reçetesi ve lens uyumu ayrı değerlendirilerek yapılmalıdır. İki gözün numarası, astigmat değeri, kornea eğrisi veya lens tasarımına verdiği tepki aynı olmayabilir. Bir gözde torik, diğerinde sferik lens tercih edilmesi ya da iki göz için farklı ürün ailelerinin seçilmesi bazı kullanıcılarda olağan bir uygulamadır. Aynı numaranın farklı markalarda bulunması ise ürünlerin eşdeğer olduğu anlamına gelmez. Marka, materyal, BC, DIA, oksijen geçirgenliği ve değiştirme planı farklılaşabildiği için rastgele marka değişimi yerine göz doktorunun reçetesi ve uygulama değerlendirmesi esas alınmalıdır. Rahatlık kadar görüş kalitesi ve kornea sağlığı da seçimde belirleyicidir.
Gözlük Reçetesi Kontakt Lens Reçetesine Nasıl Dönüştürülür?
Gözlük Reçetesi Kontakt Lens Reçetesine Nasıl Dönüştürülür?
Gözlük reçetesi kontakt lens reçetesine doğrudan kopyalanmaz. Gözlük camı korneadan belirli bir uzaklıkta dururken kontakt lens göz yüzeyine yerleşir. Güçlü numaralarda verteks mesafesi optik gücü değiştirir. Kontakt lens seçimi sırasında SPH, CYL ve AXIS değerlerinin yanında taban eğrisi, çap, materyal ve göz üzerindeki uyum da değerlendirilir. Dönüşüm hesabı başlangıç gücünü verir. Nihai reçete deneme lensi, görme keskinliği ve göz sağlığı muayenesiyle belirlenir. Reçetenin kişiye göre düzenlenmesi konfor ve görüş kalitesini etkiler.  
Verteks Mesafesi Nedir ve Lens Numarasını Nasıl Etkiler?
Verteks Mesafesi Nedir ve Lens Numarasını Nasıl Etkiler?
Verteks mesafesi, gözlük camının arka yüzeyi ile korneanın ön yüzeyi arasındaki uzaklığı ifade eder. Kontakt lens göz yüzeyine çok daha yakın konumlandığı için gözlük reçetesindeki numara her zaman doğrudan lense aktarılmaz. Fark düşük diyoptrilerde küçük kalırken yaklaşık ±4.00 D ve üzerindeki güçlerde belirginleşir. Miyop ve hipermetrop reçetelerinde dönüşüm yönü farklıdır. Lens seçimi yapılırken numaranın yanında kornea yapısı, ölçüler ve deneme değerlendirmesi de hesaba katılır. Kişisel ölçüm profesyonel muayeneyle mutlaka doğrulanır.  
Hangi Kontakt Lens Materyali Daha Fazla Oksijen Geçirir?
Hangi Kontakt Lens Materyali Daha Fazla Oksijen Geçirir?
Kontakt lens seçimi yapılırken oksijenin korneaya ne kadar ulaşabildiği temel teknik ölçütlerden biridir. Yumuşak lenslerde silikon hidrojel yapılar, klasik hidrojel seçeneklere göre çoğu üründe daha yüksek oksijen geçişi sağlar. 
Ray-Ban Meta Türkiye’de Ön Siparişe Açılıyor: Sınırlı Sayıda Sipariş İçin LensOptik ile İletişime Geçin
Ray-Ban Meta Türkiye’de Ön Siparişe Açılıyor: Sınırlı Sayıda Sipariş İçin LensOptik ile İletişime Geçin
Ray-Ban Meta Türkiye’de ön sipariş sürecine giriyor. Akıllı gözlüğün özelliklerini, fiyat ve model detaylarını öğrenin; sınırlı ön sipariş ve stok bilgisi için LensOptik resmi iletişim kanalı üzerinden bize ulaşın.
Lens Reçetesinde ADD Ne Demek? LOW, MED, HIGH, BC ve DIA ile Multifokal Lens Rehberi
Lens Reçetesinde ADD Ne Demek? LOW, MED, HIGH, BC ve DIA ile Multifokal Lens Rehberi
Multifokal lens reçetesinde ADD, LOW, MED, HIGH, BC ve DIA ne anlama gelir? Markalara göre değişen değerleri, günlük ve aylık multifokal lens seçeneklerini karşılaştırın; reçetenize uygun lens seçiminde dikkat edilmesi gerekenleri öğrenin.
Lens Kutusunda Oluşan Biyofilm Nedir?
Lens Kutusunda Oluşan Biyofilm Nedir?
Lens kutusunda oluşan biyofilm, mikroorganizmaların plastik yüzeye tutunup salgıladıkları koruyucu bir yapı içinde çoğalmasıyla gelişen ince mikrobiyal tabakadır. İlk aşamada gözle fark edilmeyebilir. Nemli ortam, eski solüsyon kalıntıları, yetersiz kurutma ve su teması oluşumu kolaylaştırabilir. Kontakt lens hijyeni aksadığında saklama kabı mikroorganizmalar için uygun bir rezervuar haline gelebilir. Araştırmalarda lens saklama kaplarındaki mikrobiyal kontaminasyonun yaygın olduğu ve Pseudomonas aeruginosa, Serratia marcescens gibi mikroorganizmaların tespit edilebildiği bildirilmiştir.
Araç Kullanırken Hangi Güneş Gözlüğü Camı Tercih Edilmeli?
Araç Kullanırken Hangi Güneş Gözlüğü Camı Tercih Edilmeli?
Araç kullanırken güneş gözlüğü seçiminde gri veya kahverengi tonlu, UV400 korumalı ve tercihen polarize camlar günlük sürüş için güçlü seçeneklerdir. Gri cam renkleri daha doğal gösterirken kahverengi cam kontrastı belirginleştirebilir. Islak asfalt, araç kaputu ve cam yüzeylerden gelen yansımaların rahatsız ettiği sürüşlerde polarize filtre konforu artırabilir. Çok koyu camlardan kaçınmak gerekir. Filtre kategorisi 4 olan lensler gündüz dahi araç kullanımı için fazla karanlıktır. Doğru sürüş gözlüğü seçimi yapılırken cam rengi kadar ışık geçirgenliği, UV koruması ve trafik ışıklarının doğru algılanması dikkate alınır.
T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.